Mehmet Genç, 2004 “Düştür mavi, serüvendir. Özgürlüktür, sonsuzluktur, yalnızlıktır mavi. Yok olmaktır, yitmektir mavi girdap. hedeftir, inattır, onurdur mavi. Direnmektir, savaşmaktr, dinmektir mavi. Uyuşmak zordur, uyutmaz mavi. Gecenin ortasında bağırmaktır mavi. Kendinle kavgan, doğayla barışındır mavi. Bir mavi huysuzluk sindi mi içine, didişir durursun kendinle, yalnızken çoğalır, kalabalıklarda yalnızlaşırsın. Ataktır, panik-ataktır mavi. Zordur mavi yaşam [...]
Archive | Yazılarım RSS feed for this section
Sıradışı
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç, 2000 Kent yaşamı yok eder insanı. Otobüs kuyrukları, banka ödemeleri, trafik karmaşası, beton yığınları çileden çıkarır sizi. Karşı koyamıyorsanız kentin dekorunu oluşturursunuz, direnirseniz bir panik titretir yüreğinizi. Yeni mekanlar ararsınız kendinize, yeni uğraşlar. Bu duyarlılığı en fazla sanatçının göstermesi gerekir. Kenar mahalle kahveleri, bit pazarı, ucuz meyhaneler özlediğiniz yerler olur. Sanat adına ürettiğinizi [...]
Her Sergi Bir Seri, Her Seri Bir Çözümleme
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç, 2004 Adını anımsayamadığım bir sanatçı, uzun yıllarını resme ayırdığı halde “hala araştırmam gerkeen pek çok estetik sorun var” diyordu. Gerçekten de belli sayıda renklerle, diğer estetik elemanların çarpımıyla binlerce olasılık çıkar karşınıza. En güzeli bir defada yakalamak düşük olasılıktır. Kaldı ki yakalasanız bile oyunun hazzını tadamazsınız. Bir ömür boyunca oyunu aynı biçimde oynamak [...]
Yerel Yönetimlerin Sanata ve Sanatçıya Sorumlulukları
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç, 1992 Yerel yönetimler sağlıklı kentler üretirken, çağdaş sanatın oluşumunada katkıda bulunmalıdırlar. sanatına ve sanatçısına sahip çıkmayan bir toplum çağdaş adım atamaz. Buradan bakınca sanatçı ve yerel yönetimlerin organik bağı yaşamsal önem içerir. Günümüzde sayıları bir kaçı geçmeyen yerel yönetimlerin dışında (onlarda dar kapsamda) sağlıklı bir oluşumu görmek olası değildir. Resim galerileri açmak, gösteri [...]
The sorrow beneath life is like the loneliness behind a wet voice
13 Mayıs 2011
Art magazine, May 1 1993 “The sorrow beneath life is like the loneliness behind a wet voice” These lines reflect all times. It’s not known where sorrow came from. It’s not understood how it got stuck to life. A sleet inside us; sometimes recalling death, sometimes love – to tell the truth “I paint pictures [...]
Yaşama Sinen Hüzün…
13 Mayıs 2011
Sanat Dergisi, 1 Mayıs 1993 “Yaşama sinen hüzün, Islak bir sesin ardındaki yalnızlık gibi” Bu dizeler bütün zamanları anlatır. Hüznün nereden geldiği bilinmez. Nasıl sinmiştir yaşama anlaşılmaz. Bir sulusepken dolaşır içinizde, kimi zaman ölümü çağrıştırır, kimi zaman aşkı. Doğrusunu söylemek gerekirse “gönlümü avutmak için resim yapıyorum”. Sporla, yolculukla, hatta alkolle avutamadığım gönlümü. Resim yaparken eşsiz [...]
Dear Van Gogh
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç – 1991 I know you but not too well. I wish I did. I wish we had smoked and mixed paints together and drank the cheapest wine. And I wish we could do all these things now beacouse I’m so full of joy for life. You don’t know me at all. Maybe you [...]
Sevgili Van Gogh
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç – 1991 Seni tanıyorum ama uzun boylu değil. Keşke olsaydı. Birlikte tütün içip, boya karsaydık. En ucuzundan şarabı yudumlasaydık. Doğrusu bunları senin döneminde değilde bugün yapsaydık. Çünkü ben yaşıyor olmamdan büyük sevinç duyuyorum. Sen beni hiç mi hiç tanımıyorsun. Belki tahmin edebiliyorsun. Açıkca söyliyeyim senin eline su bile dökemem elimden geldiğince çalışıyorum. O [...]
Living In A Dream
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç – 1990 The first thing I do in the morning of a night spent painting is neither to wash my face nor to make tea. It is to watch in the daylight what I said in the melancholy of the night. This is living in a dream. But what kind of a dream? [...]
Bir Düşte Yaşamak
13 Mayıs 2011
Mehmet Genç – 1990 Resim yaptığım gecenin sabahındaki ilk işim: ne yüzümü yıkamaktır, ne de çayın suyunu koymak. Gecenin melankolisiyle anlattığımı gündüzün gözüyle izlemektir. Budur işte, bir düşte yaşamak. Ama nasıl bir düş? Hani çocukluğumuza değin öyle düşlerimiz vardır ki her gece aynı düşü görsek sabahı sevinçten uçarız. Hani kocaman adam oluruz da iri iri [...]

13 Mayıs 2011
0 Comments